Bu gece Hicrî Recep ayının 27. gecesi, Peygamberimiz (sav)’in Allah’ın huzuruna kabulü anlamına gelen Miraç Gecesi.
Resulullah bir anda Miraç’a çıktı. Bütün peygamberleri gördü. O sülûkunda Peygamberimiz, tek tek bütün tabakalarda Hz. İsa’yı, Hz. Musa’yı, Hz. İbrahim’i; hepsini gördü, tanıştı, görüştü. Bizzat fizik olarak, görüntülü olarak hepsini gördü. Mehdi’yi de gördü. Cenab-ı Allah’a sordu:
“Ya Rabbi, kim bu şahıs?” dedi.
“O Mehdi’dir. Ben onu seviyorum, sen de onu sev.” dedi.
Herkesi gösterdikten sonra Cenab-ı Allah, Miraç Gecesi’nde Peygamberimize… Peygamberimiz bizzat kendi mübarek ağzından naklediyor:
“Allah Azze ve Celle bana şöyle vahyetti: ‘Ey Muhammed, onları görmek ister misin?’”
“İsterim ya Rabbi.” diyor.
Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:
“Öyleyse biraz ilerle.”
Peygamberimiz biraz yürümeye başlıyor:
“Biraz ilerleyince Ali bin Ebu Talib’i gördüm. Sonra Hasan, Hüseyin, Ali bin Hüseyin, Muhammed bin Ali, Cafer bin Muhammed, Musa bin Cafer, Ali bin Musa, Muhammed bin Ali, Ali bin Muhammed, Hasan bin Ali ve Hüccet Kaim Muhammed Mehdi’yi gördüm.” diyor.
“Mehdi, onların içinde parlayan yıldız gibiydi.” diyor. Işık gibi parlıyordu, bak, hepsinin içinde.
“Dedim ki: ‘Ey Rabbim, kimdir bu kişiler?’”
Yani Cenab-ı Allah’a söyletmek istiyor.
Şöyle buyurdu:
“Onlar imamlardır. Bu da Kaim, kıyam edici Mehdi’dir. Helalimi helal edecek, haramımı ise haram edecektir.”
Kur’an’da ne varsa o.
“Düşmanlarımdan da intikam alacaktır.”
Allahsız, kitapsız, dinsiz, imansız; İslam’a ve Kur’an’a saldıranlardan intikam alacaktır. Kansız, kan akıtmayacaktır; sevgiyle, ilimle.
“Ey Muhammed,” diyor Cenab-ı Allah, Peygamberimize vahyediyor, “Mehdi’yi sev. Çünkü Ben onu seviyorum, onu seveni de seviyorum.”
Yani onun yolunda, Mehdiyet yolunda olanı seviyor. Mehdiyet’e karşı mücadele edeni de ne diyor? “Helak ederim.” anlamına geliyor. Nitekim de görüyoruz, hep helak oluyorlar.
Şeyh Muhammed bin İbrahim Numanî, Gaybet-i Numanî, sayfa 97.
Hz. İsa Mesih sahabidir. Niye? Çünkü Miraç’ta Peygamberimizle görüştü. Görüştüğü için sahabesidir. Mehdi de görüştü; o da sahabesi oluyor.
Bak, “Helalimi helal edecek, haramımı haram edecek.” diyor; detay veriyor.
Recep ayının 27. gecesinde göğe alındı Resulullah.
Peygamberimizin hanımı diyor ki:
“Ben akşam kalktım, yatağı boştu. Fakat yatağı sıcaktı; yani yeni kalkmıştı.”
Peygamberimizin dışarıya çıktığını zannetmiş. Yani bahçeye, dışarıya çıktı falan zannetmiş.
Bak, aklın ihtiyarı alınmıyor, görüyor musun?
Evet.
Sonra geldiğinde Peygamberimizi uyur vaziyette görüyor. Yine aklın ihtiyarı alınmıyor.
Arada 1.235 kilometre uzunluk var. 1.235 kilometre.
Mekke müşrikleri o zaman tam iyi bir şey yakaladıklarını zannediyorlar; yani Peygamberimizi reddetmek için:
“Madem Kudüs’e gittin, anlat bize. Kudüs’ün kapılarından nereden, nasıl geçtin?”
Resulullah o zaman ne yapacağını bilemiyor tabii.
“Birden gözümün önünde Kudüs’ün görüntüsü oluştu. Her sorduklarında oraların görüntüsünü görmeye başladım.” diyor.
Hepsini söylemiş:
“Şu kapıdan şöyle geçiliyor, buradan böyle geçiliyor, şuradan şöyle sağa dönülüyor.”
Adamlar buna rağmen yine inanmadı. Yani net, doğru söylemesine rağmen müşrikler, birisinin anlattığını zannettiler. Bir yerden öğrendiğini zannettiler.
Yani aklın ihtiyarı kalkmıyor, dikkat ederseniz. Diyorlar ya:
“İşte böyle bir mucize görsem ben de iman ederdim.”
Öyle bir şey yok. Adam iman etmiyor işte. Aklın ihtiyarını kaldıracak bir şey bu. Kendisinin de aklının ihtiyarı kalkmadı.
Çünkü gittiğinde uyku ile uyanıklık hâlinde gidiyor; yakaza hâlinde. Ama tam bir uyanıklık; uykuya da benziyor. Yakaza hâlinde.
Yoksa öyle açıkça havada gitse Peygamberimizin de aklının ihtiyarı kalkardı o zaman. Hep böyle durumlarda yakaza hâli olur.
Mesela Cebrail’le görüşüp vahiy geliyor, yakaza hâlinde. Peygamberimizi nur kesiliyor, madde olmaktan çıkıyor. O, Cebrail’in boyutuna giriyor. Yakaza hâlindeyken oluyor.
O terlemesinin, o kıpkırmızı olmasının, soğuk bir ortamda bile kıpkırmızı olup ter dökmesinin nedeni o.